KAPADOKYA'NIN BÜYÜLEYİCİLİĞİ

Geçen yazlarda Kapadokya’yı gezmeye gittim ve orası gerçekten çok güzel ve tarih kokan bir yerdi. Sabah erkenden kalkıp Uçhisar'a doğru yola çıktık. Gökyüzünde rengârenk sıcak hava balonlarının yükseldiğini görmek beni çok şaşırtmıştı, inanılmaz güzel bir manzara vardı karşımda. Güneş balonların üzerinden süzülürken, peribacalarının taş yüzeyleri altın gibi parlıyordu. O anı izlerken kendimi sanki bir filmin içinde gibi hissettim.

Dar taş sokaklarda yürürken eski evlerin arasındaki sessizlik ve görüntü , geçmişin izlerini hissettirdi. Bazı yerlerde taş evlerin içinde eski kiliseler ve mağaralar vardı; duvarlardaki eski resimler, binlerce yıl önce burayı kimlerin nasıl, hangi şartlara yaşadığını anlatıyordu.

Avanos’a gidip çömlek atölyelerini de gezdim. Ustaların ellerinde şekil alan kırmızımsı kilin yavaşça bir sanat eserine dönüştüğünü izlemek çok etkileyiciydi. Bende bir tane yapmak istedim ve çok beceremesemde bir vazo yaptım. Hem tarihi hem de doğal güzellikleri bir arada görmek, Kapadokya’yı gerçekten özel bir yer yapıyor ve orayı daha çok sevmemi sağlıyordu. Sanki kendimi hep orada yaşıyor gibi hissetmiştim.

Günü gün batımında Kapadokya’nın tepelerinden izledim. Gökyüzü güneş sayesinde turuncu ve pembe tonlarına bürünmüş, havada balonlar uçuyorken peribacalarıyla birlikte adeta bir tablo gibi görünüyordu. O anı asla unutmayacağım. Kapadokya, gördüğüm en büyüleyici yerlerden biri olarak hafızama kazındı ve orayı çok sevdim. Bir daha gitmeyi çok isterim. Ayrıca bir sonraki gidişimde orada balonlara binip bu güzel manzarayı öyle görmek istiyorum.




Yorumlar